Trabzonspor
UYUTUYOR…
Maça geçmeden önce, müsabakanın sonunda Trabzonspor’un teknik patronu Abdullah Avcı’nın yaptığı açıklamayla başlamak istiyorum… Hoca İngiltere’den örnek vererek “Geçen gün 77 kez ceza sahasına giren Arsenal gol atamadı.” Anladığım kadarıyla hocanın futbol felsefesi, öyle ceza sahasına çok girip de gol atamaktansa az girip skoru bulunca geri yaslanıp doksan dakikayı bitirmek… Abdullah Avcı’ya söyleyeceğim şu; İngiltere’deki futbolu seyrederken heyecandan yerimden oturamıyorum… Trabzonspor’u izlerken uyumamak için bir demlik çay bitiriyorum…
Bir elin parmakları kadar
Belli ki bu günkü Trabzonspor’un yana, geriye, temposuz, keyifsiz ve yavaş futbolunu sezon bitene katar içselleştireceğiz… Bordo mavilileri izlerken not tutmakta zorlanmıyorum… Trabzonspor’un rakip takımın kalesi önünde girdiği pozisyonları akılda tutuyorum… Çünkü bordo mavililerin doksan dakika boyunca etkili atakları bir elin parmakları kadar…
İşte örnek…
Birincisi Fountas’ın getirip Eren’e çıkardığı topu bu futbolcunun avuta atması… İkincisi ise Ankaragüçlü Efkan’ın yaptığı hata sonucunda bordo mavililer golüne kavuştu… Bu pozisyonda önce Bakasetas abandı defanstan dönen top Visca’nın önüne düştü… Visca da ağları havalandırdı… O kadar…
Orta yapan yok
Oysa Trabzonspor’un elinde dev gibi bir forvet Onuachu var… Ama bu futbolcuya kenarlarda görev yapan Fountas ve Visca’dan yeterince orta gelmiyor… Bekler neredeyse çakılı oynuyor… İleri çıktıklarında da geri dönüşlerde zorlandıkları için bordo mavilerin sağ ve sol açıkları geriye koştuklarından ofansif görevlerini yeterince yerine getiremiyorlar… Onuachu da rakip defans oyuncuların içinde yalnızları oynuyor… Uğurcan’dan gelen uzun topları göğsünde yumuşatıp yere indirdiğinde sağında ve solda bir tek arkadaşını bulamıyor… Mecburen geriye çıkartmak zorunda kalıyor…
Dik oynamalı
Kaliteli ayaklara sahip Trabzonspor’un, Ankaragücü gibi takımların karşısında kontra atak futbol oynamamalı… Rakibini sahasına hapsetmeli kanatlar vızır vızır arı gibi çalışmalı…Pres yapmalı yana geriye değil dikine, kıran kırana ikili mücadelelere girmeli… Rakip kale önünde çoğalmalı… Büyük takım gibi oynamalı…Şampiyon apoletli takımda ne yazık ki bu felsefe yok..
Yazıyı bitirirken Enis Destan’a da denmek istiyorum… Bu oyuncu içerideki maçlarda mutlaka Onuachu ile birlikte sahada olmalı… Yapılan ortalara vurduğu kafa vuruşları bordo mavili takımdaki bir çok oyuncu ayağıyla bile vuramıyor… Son söz her şeye rağmen kazanmak güzel!
Yorumlar
Kalan Karakter: