Abdullah Hocam
senden ÖZÜR
beklemiyoruz!
Sezon başlamadan önce Teknik Direktör Abdullah Avcı basın toplantılarında hep şunusöylüyordu… Trabzonspor bütün kulvarda yarışacak büyük bir takımdır… Buna göre planlarımızı yapıyoruz, bize güvenin” diyordu…
///
Bu bağlamda da Başkan Ertuğrul Doğan’da Avcı’nın bir dediğini iki etmiyordu… Avcı gak diyor bir transfer yapılıyor… Guk diyor bir başka oyuncu kadroya katılıyor…
Tabiri caizse “Yeni gelmedim, geri geldim” diyen Teknik Direktör Avcı’nın bir eli balda bir eli yağda kamp dönemi geçirdi…
///
Abdullah Hoca Pembe tablolar çiziliyor evde bir takım hesaplar yapılıyordu…
Yeşil sahaların üzerinde bambaşka bir Trabzonspor’u seyretmeye hazır olun diyordu… Taraftarlara da , yıllardır özlenen rakiplerini kendi sahasına hapseden, koşan savaşan bir takım kurulduğuna inanarak destek için tüm imkanlarını harcıyordu…
///
Bordo mavili renklere gönül veren on binlerde yapılan çağrıyı kulak verip, elin değil gövdesini taşın altına koydular.. Rızıklarından kestiler satışa sunulan Kombinelere akın edip aldılar, yeni formaları adeta kapıştılar…
///
Ama taraftarların içinde hep bir kuş vardı… Abdullah Avcı’nın Avrupa karnesinin hiç de iç acı olmadığını..
Yaşayarak görmüşlerdi, Başakşehir’den Beşiktaş’tan… Hatta şampiyon olunduğu sezondan sonra çıkılan Avrupa aranasındaki performansını…
///
İçlerinden “huy beşikte girer, teneşir de çıkar” diye düşünmelerine rağmen yine de Abdullah Avcı’ya inanmışlardı… O göze hoş gelmeyen, Trabzonspor’un genlerinde bulunmayan geriye, yana arkaya pas yap devri bu sezon kapanmıştı hayallerini kurulmaya başladılar…
///
Fırtınaya gönül verenler… Yapılan 11 transfer ve harcanan milyonlarca Eurolar, gelenler kadar,ceplerine paralar koyularak gönderilen futbolculara… Peş peşe yapılan sponsor anlaşmaları ile yönetime ve Teknik heyete büyük bir kredi açtılar …
///
İlk önce UEFA Avrupa Ligi’nde Rapit Wien karşısında hem de iki maçta berbat bir oyundan sonra havlu atıldı… Avrupa’da olması gereken Trabzonspor için yeni acılan kapı olan Konferans Ligi’ne umutlar bağlandı… Abdullah Hoca yine konuştu… Deplasmandaki ilk maçta St. Gallenile golsüz beraberlik gruplara kalma adına bir ışık çakmıştı…
///
Ama o ışık Papara Park’ta tamamen söndü… Trabzonspor’u kendinden 4’te 1 bütçe ile kurulan Avrupa’da adı sanı duyulmayan St. Gallen’e ikinci golü atamayarak penaltılarda elendi… Fırtına “Annemizin ligi” olan Süpere lige döndü…
///
Farkındayım… Hala arkada kalan Perşembe gecesinde ki St. Gallen maçının nasıl geçtiğine dair tek kelem etmedim… Neyini anlatayım neyini yazayım… Nereden başlayayım bende şaşırmış durumdayım… Şu futbolcu iyi bu kötü diyerek laf kalabalığı yapmak istemiyorum…
Tek kelimeyle “ Rezil” geçeydi…
İçim acıyor …
///
Bundan sonra Abdullah Hocam, istersen Başkan Doğan’ı “kafa kola alıp” Trabzonspor’a daha çok transfer yaptırarak daha fazla borçlanmasını sağlaya bilirsin… İleriye gidemeyen, şut atamayan, her maçtan sonra kameraların karşısına geçip istediğin kadar “Hikaye” anlata bilirsiniz… Hatta Özür de dileye bilirsin… Ama bil ki bu takıma gönül verenler özür değil senden İcraat bekliyor… Onun ne olduğunu da tribünler haykırdı!...
Yorumlar
Kalan Karakter: